Türkiye'de bu yıl dokuz ayda 85 bini aşkın şirket kuruldu. Asıl soru, kurucuları bir sabah işe gelmediğinde bunların kaçının kapısını açabileceği.Dr. Mustafa ÇağaYıllar önce, sektöre yeni girdiğim zamanlarda, Ege'de küçük bir yedek parça ve servis işletmesinin sahibiyle tanışmıştım. Adını yazmayacağım, zaten bu hikâyede adın bir önemi yok. Altmışlı yaşlarının sonundaydı ve kemerinin yanında ağır bir anahtarlık taşırdı. Yirmi küsur anahtar. Depo, kasa, eski arşiv odası, bahçedeki konteyner. Bir de kimsenin ne işe yaradığını bilmediği küçük, pirinç bir anahtar. Bir gün merak edip sordum, hangisi neyi açıyor diye. Güldü. 'Onu bir ben bilirim, bir de Allah' dedi.O gün bu cümleyi tatlı bir esnaf şakası diye dinledim. Aradan birkaç yıl geçti, sağlığı işe gelmesine izin vermez oldu. Oğlu yurt dışından döndü, kızı hesapları devraldı, eski ustalar ellerinden geleni yaptı. Dükkân açık kaldı. Kapılar da açıldı, çilingir sağ olsun. Açılmayan şey başkaydı. Hangi müşteriye hangi sözün verildiği, hangi tedarikçiyle el sıkışarak hangi şartta anlaşıldığı, kime neden hep biraz daha fazla süre tanındığı... Bunların hiçbiri bir dosyada yazmıyordu. Hepsi o anahtarlıktaydı. Yani o adamın hafızasında.Bu hikâyeyi son günlerde sık düşünüyorum. TOBB'un 23 Ekim'de açıkladığı verilere göre eylül ayında Türkiye'de 9 bin 506 yeni şirket kuruldu, 2 bin 212 şirket faaliyetine son verdi. Yılın ilk dokuz ayında kurulan şirket sayısı geçen yıla göre yüzde 5,4 artarak 85 bin 320'ye çıktı. Rakam büyük, sevindirici de. Her biri birinin cesaretinin resmî kaydı. Bu tabloya bakarken kendime başka bir soru soruyorum. Bu 85 bin şirketin kaçında, kurucu bir sabah gelmezse işler yürür?
Anahtarlığı Kimse Taşıyamıyorsa Şirket Henüz Kurulmamıştır
Türkiye'de bu yıl dokuz ayda 85 bini aşkın şirket kuruldu. Asıl soru, kurucuları bir sabah işe gelmediğinde bunların kaçının kapısını açabileceği.Dr. Mustafa ÇağaYıllar önce, sektöre yeni girdiğim zamanlarda, Ege'de küçük bir yedek parça ve servis işletmesinin sahibiyle tanışmıştım. Adını yazmayacağım, zaten bu hikâyede adın bir önemi yok. Altmışlı yaşlarının sonundaydı ve kemerinin yanında ağır bir anahtarlık taşırdı. Yirmi küsur anahtar. Depo, kasa, eski arşiv odası, bahçedeki konteyner. Bir de kimsenin ne işe yaradığını bilmediği küçük, pirinç bir anahtar. Bir gün merak edip sordum, hangisi neyi açıyor diye. Güldü. 'Onu bir ben bilirim, bir de Allah' dedi.O gün bu cümleyi tatlı bir esnaf şakası diye dinledim. Aradan birkaç yıl geçti, sağlığı işe gelmesine izin vermez oldu. Oğlu yurt dışından döndü, kızı hesapları devraldı, eski ustalar ellerinden geleni yaptı. Dükkân açık kaldı. Kapılar da açıldı, çilingir sağ olsun. Açılmayan şey başkaydı. Hangi müşteriye hangi sözün verildiği, hangi tedarikçiyle el sıkışarak hangi şartta anlaşıldığı, kime neden hep biraz daha fazla süre tanındığı... Bunların hiçbiri bir dosyada yazmıyordu. Hepsi o anahtarlıktaydı. Yani o adamın hafızasında.Bu hikâyeyi son günlerde sık düşünüyorum. TOBB'un 23 Ekim'de açıkladığı verilere göre eylül ayında Türkiye'de 9 bin 506 yeni şirket kuruldu, 2 bin 212 şirket faaliyetine son verdi. Yılın ilk dokuz ayında kurulan şirket sayısı geçen yıla göre yüzde 5,4 artarak 85 bin 320'ye çıktı. Rakam büyük, sevindirici de. Her biri birinin cesaretinin resmî kaydı. Bu tabloya bakarken kendime başka bir soru soruyorum. Bu 85 bin şirketin kaçında, kurucu bir sabah gelmezse işler yürür?