Bu sabah pencereyi araladığımda içeri ilk giren şey ışık olmadı; bir koku oldu. Gece boyunca yağan yağmurun ardından toprağın göğe doğru saldığı o tanıdık, tarifsiz koku: petrikor. Adını Yunancada 'taş' anlamına gelen petra ile mitolojide tanrıların damarlarında aktığına inanılan sıvının adı olan ikhor sözcüklerinden alır. Sanki toprağın kanı yağmurla birlikte buharlaşıp evlerin içine sızar. Bu ıslak toprak kokusuna kenarlarından kıvrılmaya başlamış yaprakların ve uzaklarda bir yerde tutuşturulmuş meşe odununun kokusu da karışmıştı… Bir süre kıpırdamadan öylece durdum. Kasım, kapıyı çalmadan girmişti evin içine; uzun zamandır beklenen ama geldiği anı kimsenin fark etmediği eski bir dost gibi.