Siyaset bilimi derslerinde öğrencilere seçim sistemlerini anlatırken iki uç örnek veririz. Bir uçta İngiltere vardır; her seçim çevresinden tek milletvekili çıkar, en çok oyu alan kazanır, gerisi çöpe gider. Öteki uçta İsrail durur. Bütün ülke tek bir seçim çevresidir, 120 sandalye oy oranına göre neredeyse milimetrik dağıtılır ve baraj yüzde 3,25’tir. Birincisi güçlü hükûmetler üretir, ikincisi ise “herkesin temsil edildiği” ama kimsenin yönetemediği meclisler. İsrail bu ikinci modelin ders kitabı örneğidir ve 27 Ekim’de bir kez daha bunu kanıtladı.Sonuç şu. Netanyahu’nun Likud’u 26 sandalyeyle yine birinci parti. Ama Netanyahu’nun blokunda toplam 53 sandalye var, hükûmet için 61 gerekiyor. Karşısındaki muhalefet bloku 48’de kaldı. Geriye kalan 19 sandalye Arap partilerinin. Yani kimse kazanmadı. Daha doğrusu herkes kazandığını ilan etti, sonra herkes hesap makinesine sarıldı.